Savaş

Ruhumla savaşta gibiyim çoğu zaman yenilgiye uğruyor gibiyim.Savaş anında hiç yara almazken sonucunda yara bere içinde kalıyorum.

Bana ne oluyor?

Nasıl bir savaş, nasıl bir sessiz haykırış..

Aklımı mı yitiriyor gibiyim,

İçimde kimsenin duyamadığı , kimsenin anlamlandıramadığı bir şeyler var.

Nasıl bağırmalı , nasıl anlatmalı

Susuyorum savaşta yenilgiye uğradığım her an.

Kendimde olan çoğu değişikliğin bilincindeyim sanırım en çok düşünmeye iten şeyde bu, umduğum şeyse bu savaştan daha fazla yara almamak.

Bu karanlığa yaşım bile yetmiyor.

Nesli Can’ıma

Bu zamana kadar tanımadığım onlarca hatta binlerce insanın yasını tuttum ama Nesli Can en çok yara aldığım hayat dolu ve güçlü bir kadın -dı demeyeceğim çünkü o hep akıllarda böyle kalmalıydı…

Nesli Can 1998 doğumlu insanlar tarafından ‘demir kadın’ olarak tanınan, üniversite sınavına 2 hafta kala dünyanın duyunca irkildiği o hastalıkla tanıştı pes etmedi savaştı ve üniversitede psikoloji eğitimi aldı.

2018 de hayatının belki de en çok özgürlüğünü ve yaşama arzusunu zedeleyecek o günü yaşadı bir bacağını kaybetmişti ama o öyle güçlü bir kadındı ki asla bir an bile pes etmedi ve insanların kulaklarına söylediği şu cümleleri çınlattı “ben bir bacaktan ibaret değilim ki , çok daha fazlayım” …

4.savaşında biraz fazla yoruldu o pamuk kalbi , yaşam sevincini buram buram hissettiğimiz “demir kadın”

20.09.2019 tarihinde melek oldu…

Yoğun bakıma girmeden bir gün önce kaydettiği videoda ” ben bu hayatta kalmayı yaşamayı çok istiyorum” demişti gözünden akan bir kaç damla yaşla ..

İyi ki seni tanımamıza izin verdin, iyi ki sesini duyduk seni hiç unutmayacağız…

Zorunda değilim

Sürekli üretken ve verimli olmak zorunda değilim.Sürekli yaşadığım olaylar karşısında güçlü olmak zorunda değilim.

Acıdan kaçış diye bir şey yoktur onun adı acıyı ertelemek ve bir çığ yapmaya izin vermektir.

Acıyı herhangi bir şeye çevirmek zorunda değilim.Gözyaşlarımı engellemek zorunda değilim.

Sürekli komik veya insanların gözünde eğlenceli olmak zorunda değilim.Hissettiğim asıl duyguları yaşamalıyım.

İnsanların benden beklediği tepkileri tamamıyla vermek zorunda değilim.İnsanların beklentilerini karşılamak zorunda değilim.

Bunların hepsini olamayacak kadar vaktim var.

Bir anda delirmeyede hakkım var.

Derin Mevzu

Bugün duyguların bir anlam ifade etmediği, en çok eylemlerin göz önünde bulundurulduğu bir evde büyüdüğümü farkettim.Bu durum sadece kendi ailemle ilgili bir şey olmadığının bilincindeyim çünkü aynı durum geniş ailemdede söz konusu.

Kendimi bazen nasıl ifade etmem gerektiğini nasıl cümleler kursam da karşımda ki insanlar beni daha iyi ,daha net anlasa diye tek taraflı bir savaşta buluyorum kendimi.

Bu dünyada nefes alırken kendini bir yerlerde kilitlenmiş hissetmek ne kadar boktandır bu durumu aşmaya çalışmakta o denli boktan bir durumdur.

Ailelerin yetiştirildikleri dönemlere bakılırsa çok fazla anlamak için çabaladıklarını görürsünüz ama sadece bu yetmiyor sadece bu yeterli değildir.Çocukların ebeveynlere talepkar olması gayet olasılıklı bir durumdur.

Geçmişte temel motivasyonum ailemi memnun etmekti ama insan yaş aldıkça bu dünyada nefes alabilmesi için kendini de motive etmesi gerektiğini anlıyorum çünkü döngü işlemiyor, döngü ilerlemiyor.

İyi çocuk olmak zorunda değildir hiç bir çocuk hissettikleri için kötü olan bir çocuk kötüyse bırakın öyle kalsın.Asıl kötülük birini hissettikleri için nefes almasını bile zorlaştırmaktır.

Kız Babaları

Bu dünyanın çoğu kadının gördüğü zulümün bir sebebide kız babalarıdır. Yetiştirdiğiniz kadınlar bulunduğumuz dünyada kendini koruyabilecek mi yada dişli olabilecekler mi ?

Kızınız size ait bir varlık değil ,kızınız bir eşya değil.Üzerinde hak iddia edeceğiniz ilerde ne olacağı, kimi seveceğini , kimi sevmeyeceğini, evlenmek isteyip istemeyeceği, bu kararların hiç birini siz veremezsiniz.Daha küçücük bir bebekken kulağını deldirmek ilerleyen yaşlarında belki istemeyeceği bir şeyden kulak deldirilmeye koşuluyor.Belki de o bir kadın gibi hissetmeyecek bunun kararını veremezsiniz.

Çok sevdiğiniz belkide ona bir şey olsa ilk canı yanacak kişilerden birisisiniz.Koruduğunuz birlikte güldüğünüz, birlikte büyüdüğünüz biri ama kendine ait biri sana değil.

Bebeklik, çocukluk, ergenlik yetişkinlik derken kapısını çalarak odasına girmeyi öğreneceksiniz .Hayatına giren insanları sırf sorgulamak için değil de ona zarar gelmesin diye sorgulamayı , anlattıkları zor gelsede belki de onu dinlemek zorundasınız.

Size yalan söylemesini istemiyorsanız ona yalan söylemesini gerektirecek şekilde davranmamayı öğrenmelisiniz.Başına ne gelirse gelsin ne olursa olsun ilk size koşacağını öğretmelisiniz

Çocuğunuzu bir birey olarak kabul etmelisiniz.Ne o sizden utanmalı ne de siz ondan utanmalısınız.Biraz sert gelebilir belki ama bunu öğrenmek zorundasınız.

Bu dünyaya çocuk getirmek sadece ihtiyaçlarını karşılamak değildir.Kızınızı sevin ve özgür bırakın çünkü güçlü kadınlara ihtiyacımız var.

Kız çocuğu belki annesine daha yakın olabilir biyolojik olarak.Babanın da kalbi ve kokusu önemlidir.Kızınızın gözleri bilge ve şefkat olsun.

Yasak koymak ,bağırmak, anlamaya çalışmamak kendine güvensiz en ufak bir savaşta düşen bireyler doğurur bunu yapmayın.

Doğru bir babalık öğrenildiğinde kadınların hayatı kurtulacaktır.

Siz bana aldırmayın

Umutsuz, hissiz hisseder bazen insan kendini fişi çekilmiş gibi etrafında bolca ışık olmasına rağmen karanlığa gömülür istemeden kaygılanır , korkar ve ürper.

Öğrenilen ,öğretilen çoğu şey aslında bir hiç gibi gelir ufak tefek çatlaklar oluşur kurduğun hayallerinde o çatlakları onarabileceğini bilirsin, bilirsinde elin gitmez kapatmaya..

Susturmak istersin düşüncelerini ,beyninde ki sesleri ama yapamazsın sessizlik en büyük düşmanın olur farklı seslerle bastırmaya çalışırsın.

Hayır delirmedim ,siz bana aldırmayın…

Karanlık

Üşümüş ayaklarımı bacak eklemlerimin arkasına yerleştirdim sigaramı yaktım , müziğimi açtım, perdemi araladım göz ucuyla bir kaç minik yıldız..

Dumanı özgür bırakırken sol elimi başıma yasladım.Aklımdan şu cümle geçiyor “sana kim ne yaşattıysa……..”diye giden bir kaç cümle.

Bu halimi sorguluyordum içimde küçük bir kız çocuğu göz yaşları akıp gidiyor, içimde hırçın bir kadın etrafı yıkıp dağıtıyor.

Bu halimi sonlandırmak için ellerimle gözlerimi kapattım ve bakışlarımı kendime doğru yönelttim.

Duygularımın en çıplak anı gibi savuruyor beni beynimde ki düşünceler ordan oraya..

Perdeyi daha fazla araladım yere tamamıyla uzandım yıldızlar ve gökyüzünün hâli ruhumu okşuyor ve kaygılarımdan arındırıyor gibiydi çok geç olmadan karanlık beni içine çekiyor.

Kendime ne söyleyeceğim şimdi ,

“Sen bunları duyma”

Sigarasız 24 saat !

Sigarayı bırakmaya karar verdiğimde emin bir şekilde başladım bu sürece çünkü kararlılık bu konuda büyük rol oynuyor.Neredeyse 9 yıldır sigara bağımlısıyım ve bunu 10.yılda ciğerlerimde karşılaşabileceğim bir sorunla yada bir doktorun “sigarayı bırakmalısın daha fazla geç kalmamalısın” gibi bir cümlesiyle iş işten geçtikten sonra karşılaşmak istemem doğrusu…

Bir defter oluştur kendine sigarayı neden bırakmak istediğine dair yaz hepsini içinden ne gelirse. Benim önceliğim sağlığım oldu çünkü sağlık bu dünya üzerinde kıymeti en çok bilinmesi gerekilen gerçektir.

Daha sonra sevdiklerini düşün sen sigara içerken onların endişelerini düşün çünkü sigara bedeninde ki çoğu şeye etki ediyor hayatın boyunca “Bir kere makine olmadan uyumak istiyorum” gibi bir cümle kurmak istemiyorsan bunu kendine hatırlatmalısın dostum…

İlk saatler zor geçecek hatta geçmiyormuş gibi hissedeceksin “Nikotin geri çekilmesi” durumunu yaşarsan bu en çok yemek yedikten sonra gerçekleşen bir istek hemen dişlerini fırçala ağzında ki temiz his sigara isteğini azaltacaktır.Cama çık ve temiz hava al ve bol su tüket vücut toksinleri temizlemek için suya ihtiyaç duyar.Ayrıca su bu süreci baş ağrısı yaşamadan atlatmanı sağlar.

Sigaraya dair her şeyi ortadan kaldır çünkü en ufak bir çağrışım isteğini tetikleyecektir.

Meditasyon yap ruhunu bedenini rahatlatır ve gerginliğini alır.

Bırak Dağınık Kalsın!

Bu hayatta herkesin bir görevi varmıydı bilemiyorum.

ama kendi görevimi biliyor gibiydim,

Toplamak…

Geçmişte her şey benim oyuncaklarımı benden izinsiz alıp ordan oraya savuran misafir çocuklarının dağıttığı oyuncakları toplamakla başladı…

Sonra dağılan acılarımı toplamaya başladım,

Sonra dağılan saçlarımı toplamayı öğrendim.

Sonra büyüdüm hiç bir şey değişmedi.

Farkettim ki bir şeyleri toplamanın sonu gelmiyor, aksine içindeki cam kırıklarını her zerrene dağıtıyordu…

Bırak dağınık kalsın nasıl olsa dağılacak.

En Çok

İnsan hayatı boyunca kimi en çok severse en çok ona kırılır, en çok ona incinirmiş.

En çok sevdiğin insana yarım kalırsın ,en çok sevdiğin insanda tam olduğun gibi…

En çok onun kalbini kırışı paramparça eder insanı kolun kanadın kırılmış gibi hissedersin, dıştan görünen pek bir şey yoktur ama içinde tarifsiz bir huzursuzluk vardır..

En çok kimi seversen ona küser, en çok onu affedersin çünkü sen onda tamsın o senin diğer bir yanındır.

Saçma sapan bir tartışma anında en çok sen özür dilersin haklı olsanda…

Bazen öyle küçük şeyler büyük şeylere çevrilir ki bir bakarsın kum tanesi kocaman bir taş’a dönüşmüş…

Bazen öyle daralıyor ki insan ne kendine yetiyor ne aldığı nefese.

Gözünde yaşın oluyor

Boğazında düğüm, avucunda ter…